Fen Bilimleri Kaçıncı Sınıf? (Ve Gerçekten Bilim Bu Kadar Zor Mu?)
Herkese merhaba! Bugün, her birimizin okul hayatımızda en az bir kez kafasında “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” sorusunu sormuş olduğu, bazen de “Neden bu kadar zor?” diye içimizden geçirerek cevapsız bırakmaya çalıştığımız bir konuyu ele alacağız. Çünkü inanır mısınız, hala, o yıllar sonra bile, bu soru kafamı kurcalamaya devam ediyor.
Evet, 25 yaşında, İzmir’de yaşayan ve arkadaş ortamında sürekli espri yaparak insanları güldürmeye çalışan bir adam olarak, Fen Bilimleri hakkında konuşmayı asla sıradan yapamam. Çünkü bu ders… yani, bildiğiniz gibi, hem eğlenceli hem de sinir bozucu olabiliyor. Hadi gelin, birlikte Fen Bilimleri’ne dönüp bakalım, “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” sorusunun cevabını tam olarak bulalım mı? Ya da bulamayalım, neyse.
Fen Bilimleri Kaçıncı Sınıf? (Ve Bize Geri Dönmeye Çalışan Zihin)
Hayat, okul yıllarını bitireli çok oldu. Artık gergin bir şekilde sabah derslerine geç kalmıyorum, o şekerli pazartesi sabahlarıyla mücadele etmiyorum. Ama bir gerçek var: Fen Bilimleri dersi, benim gibi içten içe her şeyi fazla düşünen biri için hala hafızama kazınmış durumda.
Yani gerçekten, kaçıncı sınıf diye soruyoruz ama bu dersin olayı sadece bir dersten daha fazla, bir fenomen gibi. İlkokulda, ortaokulda, lisede… bir şekilde hep bu soruyu kafamda tekrar edip duruyorum. “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” sorusu hâlâ mesela aklıma gelirse, hemen “Ay yine mi ben? Hala düşünen ben, hep ben!” diyerek kendimi kabulleniyorum. Düşünsenize, ilkokulda bunları öğrenmeye başladık. Hani şöyle diyorum bazen içimden: “Ya bir dakika, ben şu an 25 yaşında değil miyim? Niye bu kadar takıldım ki?”
Birincisi, bu dersin her sınıf seviyesinde çok farklı halleri var. İlginç deneyler, atom teorileri, uzay… Bunlar hep çok büyüleyici ama bir o kadar da kafa karıştırıcı.
Fen Bilimleri Kaçıncı Sınıf? Çocukken Bile Kafamı Karıştıran O Konular
Düşünsenize, ilkokulda Fen Bilimleri dersine girdiğimizde bizim için her şey çok basitti. “Bitkiler nasıl büyür?” sorusunun cevabı o kadar netti ki, öğretmenimiz ne anlattıysa hepimiz çok hevesle dinlerdik. Ama bir anda… Tak, ortaokula geçtik ve bitkilerin fotosentez yapabilmesi için ışığa ihtiyacı olduğu, havadaki karbondioksiti kullanıp oksijen saldığı konular kafamı karıştırmaya başladı.
“O zaman bu şaka mı?” dedim içimden. Çünkü işin içine kimya girmeye başladı. O bitki de, ışık da, karbondioksit de, oksijen de nereye gidiyor? Kim neyi salıyor? Nefes almak, oksijen almak bu kadar kompleks bir şey mi diye sorarak orada, küçükken hayata olan güvenimi kaybettim.
Bir süre sonra, bu sorular okulda hep döner durur. “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” sorusu bile, bazı konularda sürekli karşımıza çıkabilen bir tür ruh hali gibi olur. Ya öğretmen derse, “Bu biyoloji konusu, bir sonraki fen konusuna geçelim” deyince, “Peki ama neden sadece biyolojiye odaklanıyoruz? Matematik ve kimya da var, değil mi?” diye başımın etini yiyorum.
Fen Bilimleri: Beni Sınıfta Kaldıran Kısımlar
Gel gelelim, bazı sorular var ki Fen Bilimleri dersini geçtiğimizde hala “Ben bu dersi gerçekten anlamadım” diyorum. Örneğin; “Yavaşça karbondioksit gazı nereye gider?” Bu soru, her zaman kafamı kurcalamıştır. Çünkü anlamadım, biliyor musunuz? Karbondioksit gazının yerçekiminden mi korktuğu var? Yoksa oksijenle olan rekabetinden mi? Beni o kadar gerdi ki, bu tür soruları hiçbir zaman gerçekten çözemeyeceğimi düşündüm.
Bir gün bir arkadaşım da bana dedi ki: “Ya, seni çok iyi anlıyorum, böyle oluyorsa bu dersin bir sınavı yok, rahat ol.” Ama o da ne… Hiç de rahatlamadım. Çünkü bu sınavla uğraşmak değil, fen ile baş etmek değil de, bu kadar karmaşık bir evrenin içinde her şeyin neden bu kadar kaotik olduğunu düşünmek gerçekten bir sorundu. Her şeyin bir açıklaması olması gerektiğini hep içimdeki o mantık, o mantıklı insan diye biri, bana anlatıyordu.
O yüzden her zaman soruyorum: “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” Çünkü sormak, şüphe etmek insana büyüme ve olgunlaşma fırsatı verir.
Fen Bilimleri: Bir Sınıf Sonraki Hayat
Tabii Fen Bilimleri sadece derste değil, dışarıda da kafamı meşgul ediyor. Bazen arkadaşlarım ile sosyal bir ortamda buluştuğumuzda şaka yaparız. Bir arkadaşım diyordur: “Bir şey açıklamama yardımcı olur musun? Mesela, elektrik ile ilgili bir konu açıklamam lazım.” Ben de şaka ile: “Hadi bakalım, elektriği mi anlatacaksın, yoksa elektrikli arabaları mı?” diye yanıt veriyorum.
Herkes kahkahalarla gülse de, biz aslında şunu fark ediyorum: Fen Bilimleri, sınıf ortamının dışında da hayatımızda yer bulabiliyor. Dışarıda, gerçek dünyada bilimle karşılaştığınızda, ilkokul seviyesindeki anlayışınız yeterli olmuyor. Mesela… “Havada bu kadar oksijen varken, ben neden hala çok çabuk yoruluyorum?” Bir anda “Fen Bilimleri kaçıncı sınıf?” sorusunun cevabı dağılmış oluyor, kafamda bir toz bulutu gibi.
Sonuç: Fen Bilimleri, Kaçıncı Sınıf?
Evet, soruyu daha önce de sorduk: Fen Bilimleri kaçıncı sınıf? Ama net bir cevap yok. Çünkü Fen Bilimleri her sınıfta, her yaşta farklı anlamlar taşıyor. Öğrenciyken kafamı meşgul eden bu soru, şimdi 25 yaşında hayatımı anlamlandırırken bile devam ediyor. Fen Bilimleri, başlangıçta kafamızda basitçe yer edinen bir ders gibi görünse de, her aşama bir bilmecenin başka bir parçası gibi. O yüzden: Fen Bilimleri her yaşta karşımıza çıkar ve her zaman eğitici, düşündürücü kalır.
Evet, belki kimse fizik, kimya ya da biyolojiyi sevmeyebilir. Ama bir şekilde hepimiz bu dersin peşinden koşmaya devam edeceğiz. Hem de her gün, her yaşta. O yüzden de… Fen Bilimleri hepimize meydan okur, yaşımıza, sınav tarihine, ya da ne zaman hangi sınıfta olduğumuza bakmaksızın…